Disleksi - Öğrenme Güçlüğü

Disleksi - Öğrenme Güçlüğü rahatsızlığı bulunan çocuklarımız için özel olarak hazırladığımız eğitim grubu. Eğitim Platformumuzda Disleksi - Öğrenme Güçlüğü rahatsızlığı olan çocuklarımızın anlayacağı özel metinler, kelimeler ve yoğunlaştırılmış disleksi egzersizleri kullanılmıştır.

Eğitim Seviyesi : Disleksi - Öğrenme Güçlüğü

Yaş Grubu : 8-20 Yaş

Eğitim Süresi : 28 Gün

Eğitim Ücreti : ₺289 ₺149

Nasıl Öğretiyoruz

Disleksi - Öğrenme Güçlüğü Nedir?

Disleksi, görme, işitme ve zekada bir sorun olmaksızın bir öğrenme güçlüğü çeşitidir. Disleksinin en belirgin özelliği kelimelerin harflerin tersten algılanmasıdır

Disleksi dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ile matematik yeteneklerinin kazanılmasında ve kullanılmasında önemli güçlüklerle kendini gösteren bir öğrenme bozukluğudur. İlkokula başlayan disleksili çocuklarda eğitim alabilecek zihinsel gelişim henüz tamamlanmadıgı için okuyamazlar, yazamazlar ve matematiksel işlemleri kavramada zorluk çekerler. Ancak bu onların zeka düzeylerinde bir sorun olduğunu göstermez. Hatta zeka düzeyi çok yüksek çocuklarda da görülmektedir. Fakat bazen hastalık farkedilmeyebilir.

Disleksililer zeka düzeyleri düşük olmadığı gibi özel yeteneklere de sahip olabilirler. Buna önemli kanıt disleksili olduğu bilinen bilim adamları ve sanatçılardır: Albert Eistein, Leonardo da Vinci, Tom Crouse, Mickey Mouse gibi. Disleksi'li çocuklarda dikkat bozukluğu da görülür. Bu nedenle bu çocuklara bir uzman tarafından sistemli bir dikkat eğitimi verilmelidir. Sözel, işitsel, görsel eğitim metodları seçilmelidir. Sınav sorularını çabuk okuyamazlar ve cevapları yazamazlar. Bu nedenle bu çocuklara sözlü sınav yapılması daha etkin olur. Çoktan seçmeli sınavlarda (test) daha başarılı olurlar.

Bir kişinin disletik olduğu nasıl anlaşılır?

Disleksi en belirgin anlamıyla kelime öğreniminde yaşanan güçlük anlamına gelir. Doğuştan gelen bir öğrenme bozukluğu olmasına rağmen okuma, yazma döneminde dikkat çekmektedir. Dislektik çocuklar yaşıtlarından daha geç okur ve yazarlar, ayrıca kelimeleri doğru telafuz edememeleri ve kelime kapasitelerinin düşük olması da dislektik olduklarına dair ipuçları verir.

Dislektikler konsantrasyon da güçlük çekerler, kelimeleri akıllarında tutamazlar, ritimlere uyamazlar, dikkat güçlüğü yaşarlar, el yazıları oldukça karışıktır, fikirleri sesli ya da yazılı rahatça ifade edemezler, hareketleri yaşıtlarına göre daha yavaştır, sıralamada gruplandırmada zorluk çekerler, hecelerin seslerini karıştırırlar, okurken kelime atlarlar, okuduğu şeyi hatırlamada zorluk çeker bu nedenle aynı şeyi birden fazla okuma ihtiyacı duyabilirler, sözcükleri tersten okurlar örneğin; ‘kitap’ yerine ‘kipat’ derler, bazı harfler arasındaki farklılıkları tanımlayamaz ve açıklayamazlar, harfleri ya da sayıları tersten algılarlar örneğin; ‘3’ sayısını ‘E’ harfi, ‘d’ harfini ‘b’ harfi, ‘73’ü ‘37’, şeklinde görür ve okurlar.

Sayfa aşağısında çok daha detaylı bilgilere erişebilirsiniz....

 

PROGRAM İÇERİĞİ
  • 60 Günlük eğitim platformu üyeliği
  • 60 Gün boyunca eğitim platformunu dilediği zaman kullanım
  • 60 Gün boyunca eğitim platformuna dilediği yerden erişim (Evden, okuldan vs...)
  • Göz algılama becerisini geliştiren takistoskop egzersizleri
  • Göz görme alanını geliştiren egzersizler
  • Yoğunlaştırılmış Disleksi Egzersizleri
  • Hızlı Okuma ve Anlama Egzersizleri
  • Göz ve Hafıza Geliştiren Egzersizleri
KAZANIMLAR
  • Okuma hızı 2 ile 4 kat arasında gelişecek
  • Benzer sesleri birbirine karıştırmayacak
  • Harfleri ya da rakamları ters algılamayacak
  • Okurken sözcükleri atlamayacak
  • Kelimeleri ve harfleri tanıyabilecek
  • İlgi, dikkat ve konsantrasyon seviyesi gelişecek
  • Metinleri anlayarak hızlı okuyacak
  • Dikkat ve konsantrasyon seviyesi yükselecek
  • Göz kasları gelişecek
  • Görme alanı gelişecek
  • Disleksi rahatsızlığı azalacak
  • Hafıza gelişecek
  • Kelime haznesi yükselecek

DİSLEKSİ TÜRLERİ

Disleksi doğuştan gelen gelişimsel ve travmaya bağlı disleksi olarak ikiye ayrılır. Doğuştan gelen disleksi doğum öncesi ,doğum sırasında ve doğum sonrası komplikasyonlara bağlı olarak üçe ayrılır. Doğum öncesi disleksiye, yetersiz ve dengesiz beslenme, gebelik sırasında geçirilen enfeksiyonlar ve bilinçsiz ilaç kullanımı etken olabilir.

Uzun ve zor doğum plesenta anomalileri doğum sırasında oluşan disleksiye ,doğumdan sonra bebeğin nefes almasındaki gecikme ve geçirdiği ateşli hastalıklar da doğum sonrası oluşan disleksi sebeplerindendir. Kalıtsal etmenlere bağlı olarakda disleksi ortaya çıkabilir. Disleksi okuma sorunu, yazmada meydana gelen ve matematiksel işlemlerde meydana gelen işlemler olarak ayrılır ve farklı adlar alır.  

Okuma sorunları reading disorder diğer adıyla Dyslexia  Yazma sorunu Disgraphia  Matematiksel işlemlerden kaynaklanan sorunlar dyscalculia terimleri ile adlandırılır. Disleksi üzerine ilk çalışan nörologlardan Samuel T. ORTON disleksinin sık karşılaşılan özelliklerini şöyle belirlemiştir.

  • Yazılı kelimeleri öğrenme ve hatırlamada zorluk.
  • b ve d, p ve q harflerini, 6 ve 9 gibi sayıları ters algılama;
  • kelimelerdeki harfleri ya da sayıları karışık algılama, ne'yi en; 3'ü E; 12'yi 21 olarak algılamak gibi.
  • Okurken kelime atlamak. Hecelerin seslerini karıştırmak ya da sessiz harflerin yerini değiştirmek, sıklıkla yazım hatası yapmak.
  • Yazı yazmada zorluk.
  • Gecikmiş ya da yetersiz konuşma.
  • Konuşurken anlama en uygun kelimeyi seçmede zorluk.
  • Yön (yukarı, aşağı gibi) ve zaman (önce, sonra, dün, yarın gibi) kavramları konusunda sorunlar.
  • Elleri kullanmada hantallık ve beceriksizlik Erken tanı bu çocukların gelecekte alacakları eğitimin tespiti açısından çok önemlidir. Bu konuda çocuğa yardımcı ve destek olunmalıdır. Bu da veli-öğretmen-psikolog işbirliği ile olmalıdır.

DİSLEKSİ'NİN NEDENLERİ

Disleksi'nin nedeni kesin olarak bilinmemekte. Ancak sebepler üzerine çeşitli görüşler bulunuyor: Doğum öncesi annenin yetersiz beslenmesi, Geçirilen enfeksiyonlar, Doğum esnasında plasenta ve göbek kordonu anomalileri, Doğum sonrası erken dönemde ateşli bir hastalığın geçirilmesi Başa alınan darbeler ve kalıtım

HANGİ ÇOCUKLARDA DİSLEKSİ GÖRÜLEBİLİR?

Disleksi, gelişimsel okuma bozukluğu olarak da nitelendirilir. Bu tanıma uygun çocuklara ait özellikler şöyle sıralanabilir;

Harfleri ya da rakamları ters algılayabilirler. Örneğin, 6 yerine 9, 9 yerine 6 diyebilirler.

Okurken cümle içerisinde kelime atlamaları görülür ya da farklı satırlardan okumayı sürdürebilirler.

Yön tayininde güçlükler yaşayabilir, sağını solunu öğrenmekte zorlanabilirler.

Uzaklık ve derinlik algılamasında sorunlar yaşayabilirler. Bu nedenle bir tepsiyi taşırken devirebilir, ya da elindekileri daha sık yere düşürebilir, bazen de eşyalara çarpabilirler.

Benzer sesleri (d-t, f-v, b-p, k-g, c-ç gibi harfleri) birbirine karıştırabilirler.

Hece içindeki harfleri yerlerini değiştirerek farklı okuyabilirler. Örneğin, at yerine ta ya da ve yerine ev diyebilirler.

Haftanın günlerini ardı ardına saymakta zorlanırlar.

Ödevlerini yapmayı unuturlar. Anne-babaların sık sık bu konularda uyardıkları ve bazen de çocukları yalancılıkla suçladıkları görülmektedir. Dün-bugün ve yarın gibi zaman kavramlarını sıralamada güçlük çekerler.

Arkadaşları ile ilişkileri genellikle sorunludur.

HANGİ YAŞLARDA ORTAYA ÇIKAR? CİNSİYET FARKI VAR MIDIR?

Genellikle ilkokula başlanıldığı sırada, okumaya başlangıç aşamasında kendini gösterebilir. Bu çocukların tahtaya yazılan yazıları defterlerine not etmeleri de zor olmaktadır. Defterlerde genelde uzun cümlelerin yerine kısa cümleler ve kelimeler bulunur. Bazı kelimeleri yazmayı unuttuklarından cümleler bazen anlaşılmaz olabilir. Yapılan araştırmalarda erkeklerde kızlarına oranla 3-4 kat daha fazla görüldüğü tespit edilmiştir.

GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?

Disleksi çok bilinmemesine rağmen toplum genelinde önemli bir sorundur. Disleksi'nin görülme sıklığının normal popülasyona göre %8-10 arasında olduğu kabul edilmektedir. Disleksi solaklarda daha yaygın olarak görülmektedir.

DİSLEKSİ VE ÇOCUĞUN DUYGUSAL DÜNYASI

Bu çocuklar toplum içinde belki de en sık eleştirilen, suçlanan ve yargılanan çocuklardır. Okul başarısızlığı nedeniyle tembel, dağınıklığı nedeniyle savruk, sağını solunu karıştırması nedeniyle aptal, bazı harfleri karıştırması nedeniyle dikkatsiz, daha sık düşmesi ve eşyaları devirmesi nedeniyle sakar şeklinde birçok yargıya maruz kalmaktadırlar. Böyle bir durumda öğretmen ve aile çocuğa yüklenirken, çocuğun kendisi de aslında ne olduğunu anlamamaktadırlar. Çocuğun elinden gelen çabayı göstermesine rağmen başarılı olamaması özgüvenini azaltabilir ve kendi içine kapanmasına neden olabilir.

DİSLEKSİ İLE İLGİLİ GERÇEKLER

Disleksi yaygın bir sorundur. Toplumsal yaygınlığı %8-10 oranındadır. (Yani 500 kişilik bir okulda yaklaşık 40-50 öğrencinin disleksi olma ihtimali bulunmaktadır.) Disleksi bir zeka düşüklüğü göstergesi değildir. Hatta bazıları üstün zekalı da olabilir.

Okuma güçlüğü yaşayan pek çok çocukta zeka geriliğinden şüphelenilmiştir. Oysa disleksi de çocukların zekasının normal ve çoğu zaman da normalin üstünde olduğu bulunmuştur. Disleksi yaş ilerleyince kaybolmaz. Yetişkin hayatında da yavaş okuma ve güç okuma şeklinde kendini gösterebilir. Bu nedenle küçük yaşlarda üzerinde durulması gereken bir konudur.

Disleksi'nin çözümü için en geçerli yöntem özel eğitimdir. Disleksi yaşayan bir çocuğun hayatta başarılı olamayacağı kanısı doğru değildir. Einstein, Leonardo da Vinci gibi bilim adamları da aynı sorunu yaşamış ama oldukça başarılı olabilmişlerdir.

Aşağıdaki soruları sizde kendinize soruyor musunuz?

  • Haftanın günlerini öğrenebilecek mi?,
  • Mars'ta yaşam üzerine konuşabiliyor, ama 2 ile 2'yi neden toplayamıyor?
  • Niye okulda iyi değil?
  • dede'yi neden bebe diye okuyor?
  • b ve d harfleri arasındaki farkı göremiyor mu?,
  • Anlamını bildiği bu kelimeleri neden okuyamıyor?
  • Neden aklı kadar başaramıyor?
  • Dört farklı aritmetik probleminin hepsine birden neden aynı cevabı veriyor?
  • Çok iyi bir çocuk, çok çalışıyor ama neden yapamıyor?
  • Her yıl aynı noktada, sanki yalnızca yaşı büyüyor.

Anne babalarda bu soruları uyandıran çocuk kimdir? Onlar okulda başarısız, ama zeki çocuklardır. Bu çocuklar çini'yi  için diye okurlar. 41'i 14 yazarlar, p'yi d, d'yi b yazarlar ve bir kelimeyi oluşturan harflerin sırasını hatırlayamazlar. Ödevlerini tahtadan alamazlar, kaybederler, kitaplarının yerini unuturlar, eşyalarını kaybederler, içinde bulundukları yılı, günü ve mevsimi ayırt edemezler. Kahvaltıya öğle yemeği diyebilirler; dün, bugün ve yarını karıştırabilirler. Gördüklerini hatırlayamazlar ya da zihinlerinde canlandıramazlar. Bu çocuklar sınıfta öğrenemezler. Bu çocuklar, bir cümle ya da fikrin ortasından başlayabilirler ya da bir cümlenin ortasında durabilirler. Bazı durumlarda toplama, çarpma yapabilirler; ama çıkartma ya da bölme yapamazlar. Kimi zamanda matematiği yalnızca zihinden yapabilirler, ama yazamazlar. Kelimeleri yüksek sesle okurken harfleri ve heceleri atlayabilirler ya da ekleyebilirler.

ALTI YAŞINA GELEN tüm normal çocuklar artık bir eğitim alabilecek zihinsel gelişim düzeyine gelirler. Okula giderler ve ilk öğrendikleri şey okumaktır. Öğrenme bozukluğu adı verilen sorunu yaşayan çocuklarda ise bu hazırlık henüz tamamlanmamıştır. Öğrenmeye yardım eden zihinsel organizasyon bazı bakımlardan yeterli değildir. Okuyamazlar, yazamazlar, matematikte zorluklar yaşayabilirler; ancak zekâ düzeylerinde bir sorun yoktur.

Bu çocuklar, özellikle öğrenme bozukluğunun tanınmadığı toplumlarda okulda ve ailelerinde "anlaşılamama" sorunu yaşarlar. Okuyamadıkları ya da yazamadıkları için zekâ düzeylerinden kuşku duyulur. Aileler paniğe kapılır, öğretmen öğretememenin sıkıntısını duyar ve giderek büyüyen bir sorunlar yumağıyla çoğunlukla herkes çocuğa yüklenir durur. Tabii bu yüklenme biraz boşadır, çünkü çocuğun bu farklı durumuna ilişkin pek bir şey bilinmiyordur. Yalnızca öğretmek vardır. Bu tablonun sergilendiği bir çocuk için bir doktor "nörolojik bir olgunlaşmamışlık" ya da "minimal beyin disfonksiyonu"; bir eğitimci "öğrenme bozukluğu" adlandırmalarını kullanır.

KİMLERDE GÖRÜLÜYOR?

Disleksi toplum genelinde önemli bir sorun. Disleksi'nin görülme sıklığının yüzde 8-10 arasında olduğu kabul ediliyor. Gelişimsel okuma bozukluğu olarak da tanımlanan disleksiye erkek çocuklarda kızlara oranla 4 kat daha fazla rastlanıyor. Disleksinin nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte, hamilelik sırasında annenin yetersiz beslenmesi ve geçirilen enfeksiyonlar, doğum sonrası görülen yüksek ateşli enfeksiyonlar, kalıtım sebepler arasında gösteriliyor. Bir çocukta öğrenme bozukluğu olduğunu söyleyebilmek için belirli kriterlerin olması gerekiyor. Pedagog Ayşegül Salgın bu konuda şunları söylüyor: “Öğrenme bozukluğu, zekası normal ya da normalin üstünde olan ve beklenen akademik becerileri kazanamayan çocuklar için kullanılır. Bu çocuklarda hiperaktivite, dikkat sorunları, koordinasyon problemleri, görsel ve işitsel algı sorunları, konuşma problemleri, organizasyon ve oryantasyon sorunları, sosyal-duygusal davranış sorunları sıkça görülmektedir.

ÖZEL BİR EĞİTİM VERİLMELİ

Disleksi görülen çocuk, öğrenme güçlüğü çektiği için birtakım psikolojik problemler yaşayabiliyor. Bu açıdan sorun yaşayan çocukların tıbbi ve psiko-pedagojik değerlendirmelerinin titizlikle yapılması gerekiyor. Ayşegül Salgın konuyla ilgili şu bilgileri veriyor: Okulda başarısızlık yaşayan bir çocuk öğrenme bozukluğu açısından değerlendirmeye alınır. Yapılan testlerle çocuğun zeka düzeyi, yeteneklerinin dağılımı, görsel -işitsel algı düzeyi belirlenerek tanı koyulur. Hazırlanacak bireysel eğitim programı ve özel eğitim desteği ile çocuğun okulda yaşayabileceği sorunlar en aza indirilmeye çalışılmaktadır. Çünkü öğrenme bozukluğu olan çocukların eğitimi, normal sınıflardaki müfredat programları ya da özel derslerle gerçekleşememektedir. Bu çocuklar tanı ve değerlendirmelerinden elde edilen bilgilerle oluşturulan özel eğitim programlarıyla ve psiko-pedagojik yaklaşımla yapılacak eğitsel terapiyle öğrenebilmektedirler. Terapinin birinci ilkesi, sorunla ilgili olarak öncelikle çocuğu ve aileyi bilgilendirmek ve okulla işbirliği yapmaktır.

AİLE DESTEĞİ ŞART

Öğrenme güçlüğü çektikleri için bazı aileler çocuklarını azarlama, anlayışsız davranma yoluna gidiyorlar. Anne ve babaların onlara kızmak yerine daha anlayışlı davranmaları gerekiyor. Aileler çocuklarının okulda yaşadıkları başarısızlık ve öğrenme sorunları konusunda dikkatli olmalı, başarısızlığı tembelliğe ya da kapasite yetersizliğine bağlamadan önce gerekli değerlendirmeler bir uzman tarafından yapılmalıdır. Sorunla ilgili erken müdahale çocuğun başarısızlığını azaltacak, okulla ilişkisini olumlu yönde etkileyecektir.

Hemen Kayıt Ol ve Kullanmaya Başla

Öğrencinin
İndirim kodunuz varsa buraya yazıp UYGULA düğmesine tıklayınız...